21 Aralık 2009 Pazartesi

Milas ve 2025' i

Milas, doğal eşiklerin sınırladığı, pek çok doğal potansiyel ve riski bir arada bulunduran bir yerleşme yapısına sahiptir. Eğim, jeolojik açıdan riskli alanlar, 1. ve 2. Derece tarım toprakları, alüvyon birimler, depremsellik gibi pek çok unsur kentin yerleşilebilirliğini etkileyen başat faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede kentin yerleşilebilirliğini ilk olarak eğim açısından irdelediğimizde, Milas Ovası ve yakın çevresi dışında %0- 20 eğim aralığında olan bir bölge görülmemektedir. Kentin kuzeyi %20- 40 eğim aralığına sahipken güneybatısı %40- 70 eğim aralığında yer almaktadır. Kentin gelişme eğilimlerine bakıldığında ise, güneye olan talebin daha baskın olduğu gözlenmektedir. Ancak güneye olan talebin kentin kuzeyine yönlendirilmesi ve bu doğrultuda gelişme alanlarının kuzeyde yer seçimi eğimin bu bölgede yerleşilebilirlik açısından uygunluğunu desteklemektedir. Güneşlenme analizinden elde edilen çıkarımlara göre kentin sahip olduğu iklimsel özellikler açısından yerleşilmesi en uygun güneşlenme bölgesi 3. bölgedir ve bu bölgeler genellikle kentin kuzeyinde yer almaktadır. Kentte hakim rüzgar yönü de kuzeydir ve kuzeyde açılacak gelişme alanları kuzey rüzgarından faydalanacak şekilde kentin ovada kalmasından dolayı oluşan hava kirliliğini azaltacak potansiyele sahip olacaktır. Bununla birlikte kentin doğusunda kalan Milas ovası hem 1. ve 2. Derece tarım topraklarına sahip hem de jeolojik açıdan yerleşmeye uygun olmayan alüvyonlu toprakların yer aldığı bir alandır. Dolayısıyla kent, gelecekte tarımsal üretimi sona erdirip bu bölgeyi yapılaşmaya açma kararı alsa dahi bu alan alüvyonlu topraklara sahip olması özelliği ile depremsellik riski taşıyan ve asla yapılaşmaya açılmaması gereken bir bölge olarak yapılacak tüm planların en temel kabulü olmalıdır. Doğa ve iklimsel koşulların göz ardı edilerek yer seçiminde bulunan faaliyetler ise kente olumsuzluk olarak geri dönmekte ve çevresel sorunlar yaratmaktadır. Bu sorunlara en iyi örneklerden biri kentin kuzeyinde seçilen çöp depolama alandır. Kuzey rüzgarı kirli havayı ve kötü kokuyu bu alandan kente taşımakta ve çevre kalitesini düşürmektedir. Bu konuya başka bir örnek olarak organize sanayi bölgesi için seçilen yer gösterilebilir. Organize sanayinin bölgesi için seçilecek alanın %0- 5 eğim aralığında olması maliyet açısından en uygun alanların belirlenmesinde önemli bir kriter olarak karşımıza çıkmaktadır. Milas kentinde ise sanayi bölgesi için seçilen alanın eğim aralığı %20- 40 arasında yer almakta bu durumda maliyeti ikiye katlamaktadır. Diğer taraftan ise organize sanayi bölgesi kent için önemli bir istihdam kaynağı sağlayacak ve yerel ekonomik kalkınmayı destekleyecek bir faaliyet alanıdır. Ancak bu yaratılan istihdam ile birlikte kent göç alacak ve bu göçün sonuçları pek çok açıdan kenti ve kentliyi etkileyecektir. İş için Milas’a göç eden grup daha çok kentsel hizmetlerin daha az ulaştığı ve dolayısıyla daha ucuz konutun olduğu mahallelerde yoğunluk gösterebilir ve bu durum hem sosyal ayrışmaya hem de kentin bu yönde gelişmesine engel teşkil edebilir. Sözü edilen durum günümüzde de kentte var olduğu söylenebilir. Aydınlık evler Mahallesinde yer alan küçük sanayi sitesinde çalışan kişilerin büyük çoğunluğu yine bu bölgede ikamet etmektedir. Aynı mantıktan hareketle kentin yine kuzeyinde kurulacak olan bu organize sanayi bölgesinde çalışacak kişilerinde ikamet için bu bölgeyi seçmesi kentte mekansal ayrışmaya yol açabilir ve kentin güneyine olan talebi kuzeye çekme çabası sonuçsuz kalabilir. Kentin kuzeyinde görülen kentsel hizmet eksikliği ve sosyal mekansal ayrışma güneye olan talebi daha da arttırabilir dolayısıyla kentte dengesiz gelişme yönleri yaratabilir ki günümüzde de boş konut stokunun en fazla olduğu alan kuzey bölgesidir ve bu bölgedeki konutlara talep yoktur. Bunun en önemli nedenleri arasında kuzeyde olan mahallelerin kentsel donatılara olan uzaklığı ve kentsel hizmetlerden yoksun olması gösterilebilir. Nüfus projeksiyonunun 2025’ te 86000 olarak belirlendiği göz önünde bulundurulursa, kentin kuzeyindeki boş konut stokunun öncelikli olarak bu nüfus tarafından eritilmesi ve daha sonra uygun yerleşilebilirlik çerçevesinde gelişme alanlarının açılması öngörülmelidir. Kuzeyde ki boş konut stoklarının eritilmesi de o bölgede olan kentsel hizmetlerin kalitesinin arttırılması, donatı alanlarının sağlanması gibi öncelikli uygulamalarla gerçekleştirilmelidir. Kentsel hizmetlerin yerleşme içindeki dağılımına bakıldığında ortaya çıkan tablo o bölgelerde yaşayan kişilerin sosyo- ekonomik profili ile yüksek oranda örtüştüğünü göstermektedir. Örneğin ulaşım ve altyapı hizmetlerinin kent içindeki kalitesine bakıldığında bu hizmet kalitesinin en düşük olduğu mahalleler Burgaz ve Hacıilyas Mahalleleridir. Aynı şekilde bu mahallelerde yaşayanların yaşam standartı ve gelir seviyeleri oldukça düşüktür. Bu hizmetlerin en iyi olduğu mahalle ise Cumhuriyet Mahallesidir ve mahallede yaşayanlar ekonomik geliri ve yaşam standartı yüksek kişilerdir. Mahalleler arasında ki bu mekansal farklılıkların en temel sebeplerinden biri kentsel hizmetlerdeki sunumun kalite fakından kaynaklanmaktadır. Hizmet kalitesinin düşük olduğu bölgelerde ki konut fiyatlarının düşük olması gelir seviyesi düşük kişilerce bu alanları cazip kılmakta ve ortaya bugün ki tablo çıkmaktadır. Yapılacak olan planda kentsel hizmetlerinin dengeli ve eşit kalitede sunumunun sosyal adaleti sağlayıcı nitelikte sağlanması öncelikli olarak göz önünde bulundurulması gereken konulardandır.
Daha öncede bahsedildiği gibi Milas pek çok doğal ve kültürel potansiyele sahip bir alana yerleşmiştir. Fakat bu potansiyellerini ne kadar kullanıldığı, yerel dinamiklerin ne derece harekete geçirilerek ekonomiye katkı sağladığı önemli bir tartışma konusudur. Turizme baktığımızda; Milas arkeolojik açıdan çok değerli turizm alanlarına sahiptir. Ancak bu önemli kültürel değerleri tanıtma ve bunları kent ekonomisine değer katacak şekilde değerlendirme konusunda zayıf kalmıştır. Kent güçlü ulaşım ağları ile İzmir, Muğla, Bodrum gibi önemli noktalara olan ulaşılabilirliği sağlanmış olsa da bu durumu turizm alanlarının ziyaretini artırma yönünde kullanamamaktadır. Milas kent merkezi önemli bir turizm bölgesi olan Bodruma yakınlığı ile bir potansiyele sahip olsa da daha çok bir transit geçiş bölgesi olarak kalmaktadır ve turizm potansiyelini tanıtımın yetersiz kalması, kent merkezine olan çekiciliğin sağlanamaması gibi sebeplerden dolayı değerlendirememektedir. Potansiyellerin değerlendirilememesi konusunda bahsedilmesi gereken diğer bir başlık ise, yerel ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır. Zeytin, Milas için oldukça önemli bir yerel ekonomik potansiyeldir ve iklimsel koşullar bu potansiyeli destekleyen koşullar yaratmaktadır. Ancak Milas bu potansiyelini kendi yerel ekonomisi içerisinde işleyememekte ve zeytinciliği yerel ekonomiye katkı sağlayacak bir girdi olarak kullanamamaktadır. Oysaki zeytinin işleneceği fabrikalar hem yerele ekonomik kaynak sağlayacak, hem de istihdam alanları oluşturarak bölge yaşanlarının gelir seviyelerini yükselterek yaşam standardını arttıracaktır. Diğer bir taraftan bölge ile özdeş hale gelen yani Milas ta markalaşan zeytincilik ile ilçenin ülke ekonomisine olan katkısı artacak ve böylece ulusal ölçekte de bir yarar sağlanacaktır. Zeytinciliğin yanında harekete geçirilmesi gereken en önemli yerel dinamiklerden biri de halıcılıktır. Halıcılık yörenin kültürel özelliklerini ve geleneklerini yansıtmakla birlikte yerelde ekonomik kaynak olarak kullanılabilme potansiyeline sahiptir. Zeytincilik gibi halıcılıkta potansiyelinin kullanılarak harekete geçirilmesi gereken önemli dinamikler arasındadır.
Sonuç olarak; 2025 için nasıl bir Milas sorusuna cevap olarak oluşturacağımız planların çerçevesini, kente dair önceliklerimiz belirleyecek ve sonuç ürün olarak öncelikli olarak ekonomik kalkınmayı hedefleyen yada tamamen ekolojik bir yaklaşımı benimsemiş ve kaynakların korunması önceliğini taşıyan hedeflerle oluşturulmuş çeşitli planlar ortaya çıkacaktır. Bu doğrultuda Milas kentine dair önceliklilerim; ekonomik toplumsal dengesizlik ve sorunların giderilmesine olanak sağlayan, ekonomik gelişmeye imkan verirken, yerel-ekolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını temel alan bir çerçeve içerisinde yer almaktadır.

Hiç yorum yok: