Ülkemizin en ünlü ve özel doğa harikası mekanlarından bir kısmına sahip Bodrum ilçesine olan yakınlığı, kendi ilçe sınırları içinde denize kıyısı olması, Türkiye’nin en ılıman iklimine sahip olmasıyla beraber verimli toprakların geniş alanlarına hakim olması, Ege bölgesini Akdeniz bölgesine bağlayan ana ulaşım akslarından birinin ilçe merkezinden geçiyor olması, Romalılar dönemine ait tarihi eserleri içinde barındırmasıyla beraber kendine özgü tarihi kimlik değeri taşıyan yapı topluluklarına sahip olması, UNESCO tarafından dünyanın en özel alanlarından biri olarak kabul edilmiş Bafa Gölünün sınırları ile kesişiyor olması gibi faktörler doğrultusunda Milas İlçesinin Ülkemizin en önemli bölgelerinden bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz.
Ege bölgesinin tarihi dokusunun bir bölümü olan Milas ilçesi, sınırları içerisinde bir çok medeniyetin şehir kalıntılarını barındırmaktadır. Doğal dokusu ile iç içe olan bu kent kalıntıları özellikle ana ulaşım akslarına oldukça yakındır. Şu an bu alanlar için çok özel uygulamalar bulunmamakta ve gereken hassasiyet gösterilmemektedir. Eşine az rastlanır bu değerlerin tüm insanlık tarafından koruyarak görülebilmesi sağlanmalıdır. Tarihi sit alanı olarak nitelendirilen bu alanlar doğal sit alanları ile süreklilik oluşturacak şekilde korunma altına alınmalı ve sit alanları prosedürünün ötesinde gerçek koruma uygulamaları geliştirilmelidir. Bu sayede bölgenin turizm potansiyeli yüksek oranda kinetik hale dönüştürülmüş olacak, ekonomi getirisi bölge ve ülke hanesine bir artı olarak geçecektir.
Zeytin, tütün ve pamuğun oldukça verimli yetiştiği Milas toprakları bazı ülkesel politikalar ve ekonomik göstergeler doğrultusunda konut alanlarına dönüştürülmektedir. Küresel ısınmanın hızlanması ve bunu tetikleyen unsurların verimli tarım arazilerini çölleşmeye maruz bırakması dünyamızın en bariz gerçeklerinden biriyken, elimizde var olan toprak değerlerinin yapılaşma, tarla balıkçılığı ve golf sahaları yapma gibi faktörlerden dolayı yitirilmesi kabul edilmemesi gereken bir husustur.
İzmir – Muğla – Bodrum akslarının kesişimin de bulunan Milas güçlü bir yük ve yolcu transfer aksı kesişim noktasıdır. Gelişmiş ve gelişmekte olan kentlerin kendi güçlü akslarını oluşturduklarını veya güçlü akslar üzerine kurulduklarını bilmekteyiz. Ulaşım aksları kent gelişiminin önemli bir tetikleyici veya sınırlayıcı öğesi özelliği gösterir. Milas genelinde bölgeler arası ulaşım bağlantıları güçlüdür ve buna binaen kent merkezi kuzey – güney ulaşım aksı üzerinde gelişme göstermiştir. Ulaşım akslarını Güllük Beldesi limanı ile dünyaya açabilme imkanına sahip Milas ilçesi bu açıdan da önemli bir potansiyel barındırmaktadır.
Milas kent merkezi kuzey – güney aksı üzerinde gelişme göstermiştir. Tarihi çekirdek olarak nitelendirilebilecek asıl kent merkezi kendine özgü doğal dokusunu büyük ölçüde korumaktadır. Ancak tarihi değeri olan yapılar genel itibariyle yüksek oranda tahrip görmüş ve bakımsız olmakla beraber yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kentin kimliğini oluşturan bu yapıları kente, kentliye yeniden kazandırmak ve gelecek nesillere aktarabilmek için aslına uygun bir biçimde restore edilmesi gerekmektedir. Tarihi dokunun yapılarla beraber korunması, tarihi değerlerin ömrünün uzamasını sağlamakla beraber kente yeni bir turizm potansiyeli de kazandırmış olacak ve kentin ihtiyacı olan istihdama yeni bir iş imkanı yaratılmış olacaktır.
Tarihi dokunun kendi zamanının gerekleri doğrultusunda tasarlanmış olmasının yaratmış olduğu günümüzde ki en temel sorun Milas kenti için trafik ve otopark sorunudur. Ulaşım talebinin yoğun olduğu bu bölge farklı ulaşım politikaları (günün belli saatleri içinde park yasağı, toplu taşıma araçları hariç büyük vasıtalara uygulanabilecek yasaklar, yayalaştırma, vb…) ile rahatlatılmalıdır. Olumsuz sonuçlara neden olan bu sorunun insan üzerinde ki etkisi kadar tarihi değere sahip yapılar açısından da zararları vardır. Bunlar ağır vasıtaların yoğun geçişleri sonucu zaman içerisinde yapı temellerinde kaymaların oluşması, zeminden bağımsız olarak yapılarda oluşabilecek çatlaklar ve kaza ihtimali sonucu oluşabilecek tahripler bu risklere örnek olarak sayılabilir.
Kent merkezi içinde bulunan zeytinyağı üretim ve şişeleme tesisleri atık yoları olarak var olan kanalları kullanmakta ve bu yılın her döneminde şiddetli rahatsız edici kokulara ve görsel kirliliğe neden olmaktadır. İnsan sağlığı açısından zararlı olan sonuçlara sahip bu tesisler aynı zamanda kent merkezinde geniş alanlar kaplamakta ve kentlinin kullanım alanlarını daraltmaktadır. Bunun yanı sıra kentin kuzey bölümünde çevre yolu üzerinde bulunan küçük sanayi sitesi arzın gerisinde kalmakla beraber konum itibariyle de yetersiz bir noktadadır. Yapılması muhtemel kentin kuzeyinde belirlenmiş olan sanayi bölgesi morfolojik açıdan yüksek eğime sahip olmakla beraber hakim kuzey rüzgarının kent ile aynı aksta olduğu bir noktadadır. Özellikle bu iki husustan dolayı sanayi alanının farklı bir bölgeye tayin edilmesi ve küçük sanayi ile entegre edilmesi gerekmektedir.
YUNUS ÇILGIN
20070332061
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder